Ana sayfa Kurumsal Ürünler Müşteri Hizmetleri İnsan Kaynakları İletişim
 
 
 
  Duyurular  
  Sitemizdeki Güncellemeler Devam Ediyor
 
  Yeni Haber
 
  Duyurular  
 
Sitemizdeki Güncellemeler Devam Ediyor
Yeni Haber
 
   
  Sertifikalar  
 
 
Duyurular  »  Yeni Haber

Su Ürünleri Sektörünün Gelişmesi İçin Neler Yapılmalı?

Ülkemiz su ürünleri yetiştiriciliğinin son yıllardaki gelişimi kesinlikle göz ardı edilemez. Özellikle son yıllardaki değişim, gözlenen tüm olumsuzluklara rağmen devam etmektedir. Son ekonomik krizle birlikte sektörde sayı bakımından daralma gözlense de, ileride üretim miktarı açısından bugünkünden daha fazla üretim yapılacağı beklenmektedir. Tüm sektörlerde bu gibi olaylarla karşılaşılmaktadır. Ancak sektörü bu denli etkileyen ekonomik kriz dışında yıllardır süre gelen, çoğu haksız yaklaşımlardan oluşan konular da bulunmaktadır. Ülkemizdeki su ürünleri yetiştiriciliği hızla gelişen bir sektördür. Belirtilen hedef ve politikaların gerçekleşmesi, su ürünleri sektörünü daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacak, istihdam ve ülke ekonomisi açısından önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Ancak bunların sağlanmasında bazı sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bunların içinde en önemli etki toplumun ağırlıklı olarak yaklaştığı çevre ve bu tip üretimlerle elde edilen balıkların sağlıklı olup olmadığıdır. Bu çerçevede konu şu şekilde toplanabilir;

Çevresel Etkileşim Endişeleri ve Çıkar Çakışmaları: Çok sayıda koy ve küçük adalara sahip Ege sahilleri, Akdeniz türlerinin kafes yetiştiriciliği için özellikle uygun ortam sağlamaktadır. Bu nedenle Muğla, İzmir ve Aydın sahilleri özellikle tercih edilmektedir. Deniz balıkları yetiştiriciliği, Bodrum ve İzmir sahillerindeki küçük ve sığ koylarda yerel olarak imal edilmiş küçük ahşap kafeslerle başlamıştır. Günümüzde mevcut 234 kafes işletmesinin %88’i Muğla, İzmir ve Aydın ili sahillerinde kurulmuştur. Ağ kafeslerin büyük çoğunluğu (%63) Muğla ilinde Bodrum ve Marmaris sahillerinde yer almaktadır. Adı geçen 3 il aynı zamanda turizm sektörünün de kalbi niteliğinde ve aynı zamanda doğal koruma, tarihi ve kültürel miras alanı yönünden de son derece zengindir. Üretimin yaklaşık %40’ı Muğla ve %13’ü İzmir ilinden sağlanmaktadır (Okumuş 2008). Deniz ürünleri yetiştiricilik işletmeleri, fazla rekabet gücü olmayan küçük aile işletmelerinden, küreselpiyasalarda rekabet edebilecek güçteki endüstriyel teşebbüslere kadar farklılık gösterebilmektedir. Sektör, dünyanın bir çok yöresinde olduğu gibi Türkiye’de de hızla gelişen yeni bir gıda üretim ve kaynak kullanım sektörüdür. Kaynaklarların bir şekilde sınırlı olduğu veya sınırlandırıldığı göz önüne alındığında deniz ürünleri yetiştiriciliği ve diğer kıyısal kaynak kullanıcıları arasındaki rekabet ve çakışmalar beklenmedik bir gelişme değildir. Beklendiği gibi en büyük rekabet turizm sektörü ile yaşanmaktadır. Ancak, ikinci yerleşimciler (yazlıkçılar), yerel halk, bazı kamu kurum/kuruluşları ve çevreci sivil toplam örgütleri ile de zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Alan kaynak veya alan kullanımı başlıca sorun olmasına rağmen, kafeslerde balık yetiştiriciliği çeşitli kesimlerden aşağıdaki eleştirileri almaktadır:

• Sahil kesimlerinde kayda değer alan kullanımı;

• Kıyısal alanda görüntü ve estetiğin bozma;

• Su sporları ve yüzme amacıyla belirli alanlara girişi önlemesi ve deniz trafiğini (özellikle yelkenli) engelleme;

• Yerel balıkçının geleneksel balıkçılık alanlarına girişini engelleme; • Değerli bazı habitatları bozma veya yok etme;

• Fekal ve yem atıklarının deniz dibinde birikimi ve çözünmüş besin elementlerinin su kolonuna girişi;

• Kültür balıklarında gelişen patojenlerin doğal balıkları bulaşması;

• Yabancı (ekzotik) türlerin yöreye getirilmesi;

• Kafeslerden kaçan balıkların doğal stokların gen havuzunu değiştirmesi,

• Doğal balıkların ağ kafeslerin altında ve etrafında toplanması.

Yetiştirilen Su Ürünlerinin Sağlık Yönünden Değerlendirilmesi; bu konu özellikle son yıllarda çok konuşulan ve tartışılan bir duruma gelmiştir. Ancak daha önceki sayılarda ve yapılan çalışmalarda belirtildiği gibi kültür ürünlerinin sağlık üzerinde negatif bir etki yapmadığı belirtilmiştir. Hormon, ilaç vb. maddelerin kullanıldığı, insanları etkileyeceği gibi tartışmalar ortaya atılsa da, bu tip uygulamalar yapılmamaktadır. Kaldı ki, başta AB ülkeleri olmak üzere pek çok ülkeye ihraç edilebilen su ürünlerimizin analiz sonuçları her zaman iyi çıkmaktadır. Kısaca kültür ürünlerimiz için bu tip yaklaşımlar sonuçsuz kalmaktadır. Sağlık açısından son derece önemli olan bu ürünlerin tüketilmesi desteklenmelidir.

Genel anlamda, Türkiye, iç su ve denizel kaynakları açısından su ürünleri yetiştiriciliğine çok uygun olup, büyük bir potansiyele sahiptir. Baraj göllerinin kafes balıkçılığına açılması ve deniz balıkları yetiştiriciliğinde Off- Shore sistemiyle üretim yapılmasını teşvik ederek üretimi artırmak mümkündür (Atay vd 2000, Atay ve Korkmaz 2001, Korkut 2008). Ayrıca, Özel Çevre Koruma Bölgesi içindeki bazı bölgelerin de üretim sahası olarak belirlenmesiyle yetiştiricilikle su ürünleri üretimi yakın bir gelecekte 150.000 ton/yıl seviyesine artırılabileceği düşünülmektedir. İnsan beslenmesi için vazgeçilmez besin kaynaklarından birini oluşturan su ürünleri üretiminin artırılması ve halkımızın bundan faydalandırılması için;

• Bakanlıklar arası koordinasyon sağlanarak, su ürünleri mevzuatı gözden geçirilmeli, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu ivedilikle yetiştiricilik açısından revize edilmelidir.

• Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın çeşitli birimlerine dağılmış olan su ürünleri konusu tek çatı altında toplanmalıdır. Buna paralel olarak taşra teşkilatında düzenleme yapılması gereklidir. Yetiştiricilik projelerinin onayı aşamasındaki bürokratik sorunlar giderilmelidir.

• Ülkemiz kıyılarının büyük bir kısmı, özellikle yüksek üretim potansiyeline sahip Güney Ege ve Batı Akdeniz kıyılarımız Özel Çevre Koruma Bölgesi içindedir. Bu kıyılarda yapılaşmanın ve yerleşimin olmadığı çok miktarda yetiştiriciliğe uygun alan bulunmaktadır. Atıl durumdaki bu yerlerin yetiştiricilikte kullanılması ve milli ekonomiye katkının artırılması sağlanmalıdır.

• Yetiştiricilik üretiminin artırılması gerektiği için yetiştiricilikte potansiyeli olan yeni türlerle ilgili çalışmalara ağırlık verilmelidir.

• Yavru balık konusunda kuluçkahaneler desteklenmelidir. • Yetiştiricilikte kaliteli yem kullanımının ve mekanizasyonun yaygınlaştırılması için Su Ürünleri Yem ve Ekipman Sanayi teşvik edilmelidir.

• Yetiştirilen balıkların pazarlanmasında yaşanan sorunun giderilmesinde özellikle iç piyasada tanıtıcı ve tüketimi özendirici faaliyetlerde bulunan pazar genişletilmelidir.

• Teknolojik yeniliklerin transferindeki yetersizlikler giderilmelidir.

• Balık hastalıklarını teşhis ve tedavisi ile ilgili bir merkez laboratuarı kurulmalı ve buna bağlı olarak, yetiştiriciliğin yaygın olduğu bölgelerde bölge laboratuarları kurulmalıdır.

• Su ürünleri yetiştiriciliğine yapılan destekleme sürdürülmelidir.

• Sigorta işlemlerinin ve şartlarının düzenlenmesi gerekmektedir.

• Yetiştirici birlikleri oluşturularak, pazarlama organizasyonu sağlanmalıdır.

• Çevre kirliliği konusunda yetiştiriciliğin diğer kirleticilere oranla daha az etkili olabileceği konusunda kamuoyu bilgilendirilmeli ve çevresel etkilerin azaltılması konusunda daha fazla çalışma yapılmalıdır.

• Su ürünleri faaliyetlerinde iyi yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bakımdan özellikle personel eğitimine büyük önem verilmelidir.

• Su ürünleri beslenmedeki önemi tüketiciye anlatılmalı ve tüketimi artırmak amacıyla gerekli tanıtım yapılmalıdır.

• İşletmelerin verimliliğinin artırılması için belirli bir kapasiteden itibaren su ürünleri konusunda eğitim almış teknik eleman çalıştırılması zorunluluğu getirilmelidir.

• Sektörün sorunlarının çözümü için üniversitelerle teknik ve bilimsel işbirliğinin geliştirilmesi gereklidir.

Geleceğe Bakış olarak;Türkiye’de kişi başına yıllık su ürünleri tüketimi 8 kg civarında olup, bu rakam dünya ortalamasının yarısı ve AB’nin üçte biri civarındadır. Doğal balık stokları çok da yönetilmemiş ve yer yer aşırı avlanmıştır. Bu durumda kişi başına tüketimin artırılması, yeni istihdam yaratılması ve kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğin sürdürülebilir şekilde desteklemesi gerekmektedir. talep artışları beklenmektedir. Diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de deniz balıkları yetiştiriciliği son yıllarda artan iç ve dış talebi karşılayacak şekilde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Türkiye’de deniz balıkları yetiştiriciliğinin geleceği ile ilgili fırsatlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir;

• Zengin ve çeşitli kıyısal kaynaklar

• Su ürünleri talebinin artması

• Doğal balıkların büyük oranda küçük pelajiklere dayanması ve üretimde önemli bir artışın beklenmemesi

• Güçlü kamu desteği

• AB üyelik görüşmeleri ile ilgili görüşmeler

• Eğitimli insan gücü • Düzenli arz yaratma

• Kaliteli ürün üretimi

• Taze balığa olan talebin artması

• Teknik gelişmeler Türkiye, Avrupa’da su ürünleri yetiştiriciliğinde 5. sırada, sadece balık yetiştiriciliği göz önüne alındığında ise Norveç ve İngiltere’den sonra 3. sırada yer almaktadır. Diğer taraftan Yunanistan’dan sonra Avrupa’da 2. büyük çipura ve levrek yetiştiricisi konumundadır. Türkiye yetiştiricilik sektörü son 3 yılda üretim açısından %25 büyüme sergilemiştir. ‘006 yılında toplam su ürünleri üretimini miktar olarak %19,5’ni, değer olarak ise yaklaşık %30’nu sağlamıştır. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de deniz canlıları yetiştiriciliği bazı kritik sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Bunların başlıcaları;

• Turizm sektörü, yazlıkçılar ve küçük ölçekli balıkçılarla yaşanan çakışmalar,

• Alan (yer) tahsisi ile ilgili zorluklar,

• Kamu kaynaklarının özel amaçla kullanımı,

• Çevresel etkileşimlerle ilgili endişeler,

• Açık deniz için kafes sistemleri geliştirilmesi,

• Ticaret/pazarlama ile ilgili sorunlar (en büyük rekabetçi Yunanistan’ın AB üyesi olması)

• Bazı dönemlerde aşırı üretim ve fiyatların düşmesi

• Küresel sorunlar (balık unu ve yağı).

 

Ağ kafes çiftlikleri hali hazırda kıyıötesi veya daha açık alanlara taşınmaya başlamıştır. Şüphesiz kafeslerin açık denize taşınması, kıyısal alan kullanıcılarla çakışmaları ve çevresel etki endişeleri azaltırken üretim kapasitesini ve verimi artıracaktır. Bununla beraber sektör açık denizde önemli teknik sorunlarla karşılaşacak ve yeni yatırım giderlerine, yasal ve idari düzenlemelere, ÇED raporuna, yetiştiricilik belgesine ve daha kalifiye iş gücüne gereksinim duyacaktır.

Ön büyütmeye tabi tutulmuş yavruların açık deniz kafeslerine stoklanması, yüksek yaşama oranı, daha iyi kalite kontrolü, azalan ağ giderleri, daha elle muamele, artan işletme geliri, kısalan büyütmesi ve farklı stratejik opsiyonlar dahil önemli stratejik avantajlar sağlayacaktır. Ayrıca, çok yakın bir gelecekte özellikle büyük çiftlikler için açık denize taşınma işletmecilik açısından da zorunlu hale gelecektir. Bununla beraber, açık deniz çiftlikleri kıyısal kesimde veya karada ön-büyütme tesislerine gereksinim duyacaklardır.

Şüphesiz uzun vadede, deniz canlıları yetiştiriciliği çok sayıda farklı bölgesel, ulusal ve kürsel kompleks trendlerce etkilenecektir. Bazen birlikte ve beklenmedik bir şekilde etkili olabilecek bu faktörler sektörde çok hızlı değişimlere yol açabilecektir. Sektörün geleceği için hayati önem taşıyan bu gelişimleri önceden görebilmesi ve reaksiyon gösterebilmesi gelişimi ve başarısı açısından son derece önemlidir. Bu nedenle deniz canlıları yetiştiriciliğinin gelecekteki gelişimi ve yayılımında; çevresel etkiler ve çevresel ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Salmon, deniz levreği ve çipura gibi türlerin yetiştiriciliğindeki başarı büyük oranda monokültüre dayanmaktadır. Ancak gelecek özellikle çevresel etkiler ve etkin alan kullanımı açısından entegre sistemlerin de düşünülmesi gerekmektedir. Örneğin kafeslerde entansif olarak yetiştirilen balıkların ürettikleri atıklar alg ve midye gibi canlılar için besin kaynağı olarak kullanılabilir. Türkiye’de deniz canlıları yetiştiriciliğinin karakteristik özelliklerinden birisi çeşitliliğin son derece düşük olmasıdır. Bu nedenle yakın gelecekte yetiştirilen tür, kullanılan sistem, pazarlana ürün ve pazar açısından daha fazla çeşitliliğe gereksinim vardır. Sektörün sürdürülebilir gelişimi aynı zamanda, yönetim ve planlamanın iyileştirilmesi amacıyla da acil eylemlere ihtiyaç duyacaktır. Bu da yetiştiriciliğin bütünleşik entegre kıyı yönetimi planlamasına dahil edilmesi ile gerçekleştirilebilir. Araştırma sonuçlarının yayımı ve paydaşlar, üretici birlikleri ve kamu kurumları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi da hayati öneme sahiptir.

Özetle; Ülkemiz su ürünleri yetiştiriciliği konusunda çok büyük adımlar atmış olup, her türlü zorluğa rağmen gelişmiş ve gelişmeye devam etmektedir. Özellikle ağ kafeslerde yapılan üretimin açık denizlere çıkması ile birlikte tam bir profesyonellik başlamıştır. Ancak daha derin sulara giden bu işletmelerin öncelikli olarak ele alması gereken ve uygulamaları sonucunda önemli karlar elde edebilecekleri sonuçlar ortaya çıkabilecektir. Bu amaçla;

- Daha sağlam ve güçlendirilmiş mooring ve bağlantı sistemlerinin kullanılması,

- Mevcut ağ kafeslerin çağlarının açık deniz koşullarına dayanıklı hale getirilmesi (min 35 m çaplı, güçlendirilmiş malzemelerin kullanıldığı sistemler),

- Balık besleme sistemlerinin barge adı verilen tek noktadan bilgisayar destekli olarak ağ kafeslere dağıtılmasının sağlanması,

- Lojistik merkez ve güçlü teknelerin devreye alınması,

- Ağ kafeslerin iç kısımlarının ve dışının izlenmesi, bunun için su altı izleme teknolojilerinin devreye alınması, - Profesyonel dalgıç ekibinin oluşturulması,

- Balıklar için besleme programlarının oluşturulması,

- Su ürünleri tanıtım projelerinin geliştirilmesi,

- Ar-Ge ve üniversite desteklerinden yararlanılması,

- Balıkların gelişim performanslarının iyi takip edilmesi ile önemli getiriler sağlanabilir.

Bu uygulamalar ile azalan yakıt kullanımı ve personel kullanımı sonucunda getiri arttırılabilir. Ayrıca bu tip alanlarda ortalama 5.000 ton/yıl gibi üretim miktarlarına çıkılabilir ve bu gelişme ile önemli büyüme sağlanabili


 
Copyright © 2012, Tan Su Ürünleri Tüm Hakları Saklıdır.| All Rights Reserved